20111120

IABA 1.Mimarlık Bienali için Antalya'daydık. Aslında 23-29 ekim tarihleri arasındaydı, ama şimdi yazıyorum işte.. Bienal süresince bir çok etkinlik oldu. Farklı mimarlar tarafından tasarlanmış enstelasyonlar ve farklı boyutlarda strüktürler Kaleiçi'ne, Dokuma Fabrikası'na ve Antalya'nın farklı bölgelerine yerleştirilmişti. Nevzat Sayın, Boğaçhan Dündaralp ve Cengiz Bektaş'ın da katılımcılar arasında olduğu sempozyum bence bienalin güzel etkinliklerindendi. Bense, bir hafta boyunca Antalya Dokuma Fabrikası'nda yürütülen workshop çalışmaları için oradaydım. Aslı Serbest ve Mona Mahall'in yürütücülüğünde Kalescope grubu olarak Antalya Kaleiçi üzerine filmler ürettik. Çok güzel bir workshop'tı. İstanbul'dan ve okuldan bir hafta için ayrılmak başka bir yerde başka işler yaparak başka insanlarla sabahlamak güzeldi bence. Bienal dönüşü İkbal Eren'le ortak çalışmamız olan, Kaleiçi üzerine üretilmiş bir film çalışması 'Futuristikaleoskop', bir haftalığına da olsa beni tekrar yaz'a götüren Antalya, tanıştığım tanıdığım çok da tanıyamadığım tanımak istediğim insanlarla bence orada bulunmak güzeldi.
Tembellik etmeyen gezgin ruhu yaşasın!
_Futuristikaleoscope_ Antalya Kaleiçi bölgesinde turistik oluşumun getirdiği yapay dokunun varlığıyla zaten 'orijinal hal'i hakkında fikir edinemediğimiz yapay bir yaşam ve cephelerden oluşan bölge için 3500 yılına futuristik bir bakışın filmidir. Yapay cepheler haricinde zaten algılanamayan bölgede yapıların fizikselliklerini daha fazla sürdürmesine gerek yoktur. Onlar artık sanal çizgilerle ve geçmiş görüntüyü yansıtan sanal görüntülerle vardır.film için buradan.

20111008

bu aralar google earth'de cihangir'de geziyorum.
bir ressama orada konteyner ev yapıyorum.
minolta filmlerimi yaptırdım bile.
ekliyim.

20110719

28 haziran sabahı hava henüz aydınlanmamışken grenoble'dan cenevre'ye ulaşmak için evden çıkmıştık. Çünkü, cenevre'den berlin'e uçmak için biletlerimiz vardı. Uzun bir gezinme oldu. tam onbeşgün sonra döndüğümüzde yokluğumuzdan fırsat bulan uyanık kanatlının balkonumuza yuva yaptığını gördük. Gözlerini kırpmadan duruyor olması biraz ürküttü başta bizi ve hala hareket etmiyordu. Evet, yaşamıyor olduğuna emindik. Danışmadaki görevlilere durumu açıklamaya çalıştım 'il y a un l'oiseau et je crois il est mort' _korku dolu gözler_cevap pek serin kanlı geldi 'tu peut prend avec le truc' haaağyııır. Nasıl? Yapamam ki filan derken odaya döndüm. Ama aslında sevgili kanatlı yaşıyormuş. Hatta bir bebek bekliyormuş. Görev bilinciyle yumurtalarının üzerinde oturduğu için kımıldamamaktaymış. Evet, kısacası bebek bekliyoruz.   

20110718

yağmur yağıyor durmadan çoksıkçizgili. dünse ne güzeldi güneş. parkta arkadaşlarımla buluştum. patlak bisiklet lastiğimle stalingrad 46 ya süpriz bir ziyaret yapıp, açık mutfak kapılarından içeri girdim:) grenoble'dayım. son günlerim. akşam opera varmış casarne de bonne'da. Mozart'ın Cosi Fan Tutte'si. Davet ettiler, gelirim dedim! Şezlonglarına uzanmış insanlar, çimlere yatan biz. güldük çok.

20110625

evet yazmadığım mutlugezmeligüneşligünler var. porto'lu barcelona'lı provence'li kamplı bisikletli güneşli yağmurlu.
yazarım artık bir ara.
şimdiyse kahvemi içerken yeni planlar peşindeyim!
berlin-brüksel-brugge-amsterdam-rotterdam-paris:)
yarın gelicek minik gezginimi bekliyorum!
güzel olacak evet. pek çok hem de..
:)

20110620





                                                                  'le petit déjeuner'
evet pazar günü hep beraber kahvaltıdaydık.
'le continental' menümüzde 
croissantportakalsuyucappicunonutellareçel vardı. kahvaltı sonrası belçik arkadaşlarım aurelién ve simon evlerine doğru yola çıktılar. bıdır bıdır devamlı atıştığımız aurelién, kocaman dönem boyunca bir türlü beraber çalmayı başaramadığımız bach keman konçertosuyla simon...'a prochain' dedik!
                                                                        ve ne de güzeldi sabah serinliğinde hava..





akşamüstü parc mistral'de çimlerde pazarı yaşayan insanlar. çimlerin üzerinde kontrabas, akordeon, gitar, çatallı seslerle güzel fransızca şarkılar ve testereye sürtünen yaydan çıkan o garip ve güzel ses...
dondurma yedim, onları dinledim, resim yaptım, ben onları dinledim, çizdim, onlar beni 'çıkt'ladı...
salı günü festivalde de müzik yapıcaklarmış...gelsene dediler, gelirim dedim
: )




Bir pazar günü. güneşli bir Grenoble pazar günü.
İsere'nin karşı kıyısında uzun uuuupuzun bir ikinci el pazarıydı. golf topları, fincan takımları, yazılmış gönderilmiş kaybolmuş postakartları_benim gönderdiğim ve ulaşmayan postakartlarımın mektuplarımın sonu da bu mu olacak_ yaka iğneleri, kıyafetler, danteller, eski beşikler, koltuklar, kutukutukutu eski fotograf makineleri, çantaları, koltuklar, elektrik düğmeleri, çizgi romanlar, asterix'ler tintin'ler, tokalar, gözlükler, küpeler, eski kokusu, solmuş renkler...
oraya nasıl geldikleri meçhul bir yığın eşya, garip şekillerde kategorilere ayrılmış...
eski kıyafet ve şapkaların olduğu stand pek güzeldi. dantel yakalar vardı ve bizi pek kararsız bıraktı alıp almamak konusunda. şapkalar da pek bir şıktı. sonuç olarak bende bir tintin 'les bijoux de la castafiore', grenoble 1968 kış olimpiyatlarının bir yaka iğnesi, arkadaşımda eski bir fotograf makinesi çantası, bakır bir kolye ve kayaklı bir grenoble postakartıyla çıkmayı başardık.evet ikinci el pazarlarını seviyorum.

20110529



iyi ya da kötü 'final rendu' de geçti gitti. ama hala , biri yarın olmak üzere, iki sınavım var haftaya. ama, bu durum bugün göl'e gitmeme engel olamadı. dün Mercedes pazar günü için Lac Monteynard'a gitmeyi teklif etmişti. Zaten kurallarımı çooook baştan koymuştum ve hayır deme seçeneğim yoktu bile!_bknz: erasmus andım_ Sabah Aurelién beni bırakıp gidince yine son sürat yetişmek zorunda kaldım gar'a. Lac Monteynard'a gitmek için gar'dan La Mure için bilet almak yeterli. Yaklaşık bir saat sürüyor ulaşmak. Göl, bisikletleri, yelkenlileri, güneşlenen, yüzen, birşeyler içen insanlarıyla mutlu bir yer. biz de çok mutluyduk!şu anda yüzüm, omuzlarım oldukça yanmış ve biraz acıyor olsalar da, iyki de gitmişim : )
ve az önce mercedes'i yolcu ettik paris'e! tüm kızlar ağladık, Aurelién ve Simon da bize güldüler.
mutlu gezginler çok insanla tanışır arkadaş olur sonra ayrılır sonra yine karşılaşırlar. bunu biliyorum ama bazen unutabiliyorum.

20110525


saat kaç olmuş ama bunların heeeepsini yapmış bulunmaktayım.
'final rendu' nün geçip bitmesini
bitip gitmesini ve tekrar özgürlüğüme kavuşmayı hayal ediyorum. güneşligünlerbizibekler!

20110517


bugün sıcakta dışarı çıkıp proje alanıma gitme ve fotoğraf çekme cesareti gösterdiğim için kendime verdiğim ödüldür kendileri. elimde kek kutusu ve 80x100 maket kartonuyla rüzgarda uçarak parkta bir yer buldum. bunu yapmaya çalışırken de kahvemi dökmeyeyim derken kek kutusunu yere düşürdüm. zavallı kekler aslında daha sevimlilerdi yere yapışmadan önce. 'bon apétit!'

20110515

yağmurlu bir havada bile istanbul'da olmayı özlemiştim. sonra bir anda bir arkadaşımı arayıp buluşuvermeyi, beşiktaş'ta filan. buralarda da mutluyum laaakin:)

20110511

döndüm!ne güzeldi gezmek, ama şimdi yerleşik hayatın sorumluluklarıyla başım belada.

20110427

milano'daydım!'design week' boyunca ordan oraya koşturduk, çok eğlendik!
hepsi anlatılacak.
şimdi paskalya tatili rahatlığı, güzelim hava, erasmus halimle tatil sonrasına proje
yetiştirmeye çalışıyorum. ne ironik!
simge durumunda 'google'. autocad'te bir çizgi atıp sonra barcelona fotograflarına
takılıyorum, bir çizgi daha 'granada'ya geçiyorum:)
eveeeeet!
portekiz-ispanya gezisii:) cuma sabah yoldayım!

20110421

20110317

tembellik yaptığım için üzgünüm! isviçre gezisi harikaydı aslında.
tamam bu akşam herşey anlatılacak: )
hatta haftasonu florencia ve hiroki'yle lyon'a la tourette'e de
gittik. tamam onu da anlatıcam.
şimdi pirocedeyim!
salut!

20110228

ve winter break!
ilk gezimiz isviçre'ye. tren biletleri, eskiz defteri, boyalar, sevgili minoltam
sırt çantama kondu bile:)
bern-luzern-lozan-genevre. çikolata, alpler, tren, eski sokaklar!
kendi başıma çıktığım ilk gezi bu!
heyecanlıyım hem de çok.

20110227


ve bisikletim. onunla hayat daha güzel!

kendi bisikletini yapmak eğlenceli olabilirdi ama ben zaten bisiklet olan bir şey almak istedim.
pazar günü erkenden kalkıp, enchirolles'de kurulan 2. el pazarına gittim. bisikletler, şişeler, oyuncak bebekler, eski takı kutuları, ayakkabılar, bardaklar, müzik kutuları...her şey vardı.
ama pazardaki en güzel şey benim bisikletimdi!

grenoble düz bir şehir. evet. zorlu yokuşlar, inişler, çıkışlar olmadığı için yorulmadan saatlerce bisiklet sürülebilir. benim de bir bisikletim olmalı!_şu an var:)_
işte bisiklet alma çabaları sırasında karşılaştığım bir bisikletçi.
dükkanın kapalı olduğunu düşünürken, karşımızdaki garaj kapısını
araladığımızda bu görüntüyle karşılaştık.
burası bir bisiklet topluluğu. herkes harıl harıl çalışıyor. iki seçeneğiniz var:
40-50 euro ödeyerek bir bisiklet alabiliyorsunuz veya
13 euro ödeyerek içeride yer alan bisiklet parçalarını istediğiniz gibi kullanarak
kendi bisikletinizi tasarlayabiliyorsunuz!
çok çılgınca değil mi?

odamdaki penceremden baktığımda alpler'i görmek hoşuma gider.

grenoble fransa'nın güney doğusundadır. nereye bakarsanız alpler'i görürsünüz. şehrin tarihi 2000 yıl öncesine kadar uzanır. eski şehre ait dar sokakları, rengarenk cepheli fransız evleri arasında bisiklete binmek pek bir güzeldir. minik müzeleri, eski kiliseleri, güzel caféleri ve restoranları vardır. ben en çok pastanelerini seviyorum:)
isere nehriyle ikiye bölünür. nehrin merkezin diğer tarafında kalan bölümü daha eski yerleşim bölgesidir. dar sokakların etrafında yer alan evlerin o solgun renkleri çok hoşuma gider. bu bölgede daha çok italyan gangsterler yaşamakta. çok sayıda pizzacı da var tabi:) sokaklarda gezerken küçük sanat galerileri de karşınıza çıkar. la bastille'de nehrin aynı tarafında yer alır.

gezmek. gezgin olmak. hiçbir yere ait olmamak. yani, heryere ait olmak. her dili konuşmak. aslında tek bir dilin varlığı. evet, benim ütopyam böyleydi. şimdi erasmus programıyla bir dönem için fransa'da grenoble'dayım. aslında bu altı aylık dönem bir deney aynı zamanda _devrik cümleleri hepseverim. düşündüğüm gibi yazıyorum, düzeltmeden. yoksa hiçbir zaman başlayamayabilirdim. düzeltmeler beni hep yorar_.
resim yapıp, fotograf çekip, yazı yazıp, müzik yapıp kaydetmek herşeyi. uçmasınlar diye.
evet. ben mutlu bir gezginim. (: